<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3489268498403876074</id><updated>2011-07-28T17:12:08.762-07:00</updated><title type='text'>Bleach - Bir Hayran Hikayesi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Çekirdek Çeviri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09626378502580523141</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_NjFECbN9OuE/TTBkh8rG2EI/AAAAAAAAADE/CEElx-uQFtU/S220/164121_10150159164128448_182576113447_8406042_8037882_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3489268498403876074.post-6565828961953966241</id><published>2009-09-25T12:18:00.000-07:00</published><updated>2009-09-25T12:20:53.190-07:00</updated><title type='text'>5. Kısım</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;“Hayrola, kaçıyor musun?” diye kıkırdadı Daisuke bir mağazanın tentesine iki eli cebinde fütursuzca tünemişti. Azuma hoplayarak durdu. Neden sonra onu fark ettiğinde, “Daisuke-san, ödümü kopardın…” diyebildi. Daisuke bir adımda aşağıya indi. “Kaçıyor muydun dedim?” diye tekrarladı kendini sanki Azuma’yı hiç duymamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azuma gururuna küfredilmiş gibi, “Ben kaçmıyordum, sadece Hollow ortadan kayboldu…” dedi. Daisuke sokak boyunca uzun adımlarla yürüyerek, “gördüm, sen kılıcını çıkarmayı beceremeyince onun da içinden gelmedi tabi acı içinde ölmek…” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azuma, “Ne geveleyip duruyorsun sen ağzında?!” diye sordu aniden geliveren deli cesaretiyle. Bu fevri çıkışları çok sık yapmaya başlamıştı. İçindeki öfke yükselmeye başladıkça kendini tutmakta bir sakınca görmüyordu. Ama Daisuke buna hiç aldırmadı. Aksine sadete bir an önce gelindiği için mutlu bile olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sen kendine gram güvenmiyorsun. Beceriksiz korkağın tekisin.” Dedi buz gibi bir bakışla. Sokak lambalarının puslu beyaz ışığı altında zaman durmuştu sanki. Azuma elli metre ötesinde duran Daisuke’ye bakakalmıştı. Nereden çıkmıştı şimdi bu? Yoksa Daisuke bir şeyler mi sezmişti. Azuma'nın eli ayağı titremeye başlamıştı. Derken Daisuke’nin beklediği şey oldu. İkisinin ortasında evren büküldü ve siyah bir delikten örümceğimsi bir yaratık çığlık atarak çıkmaya başladı. Boyutlarıyla oldukça heybetli görünüyordu. Ortalama bir binanın çatısı kadar vardı. Daisuke ve Azuma'nın arasındaki yol böylece hollow vasıtasıyla ikiye ayrılmış oldu. “Ne yapacaksın Azuma?!” diye tısladı Daisuke tek adımda yanlardaki binalardan birinin balkonuna çıkarken. Siyah şinigami kıyafetinin üzerine giydiği açık mavi haorisi devinimin etkisiyle dalgalanarak bir an görüşünü kapatsa da aşağıdakileri çok net seyredebiliyordu şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke son derece ciddi bir yüz ifadesiyle beklemeye başladı. Azuma bu sefer kılıcını kınına sıkıştırmadan çekmeyi başardı. Ancak o kadar çok titriyordu ki kılıcın altına bir soğan ve doğrama tahtası koysalar soğanı çok ince dilimler halinde servis edebilirdi. Azuma bir adım geriye çekildi yaratık üzerine doğru gelirken. Gerçekten oracığa mıhlanmış gibiydi. Hollow pıtır pıtır hızla geldi, hiç beklemeden iki eklem bacağı üzerine çıktı ve diğer altısını Azuma’ya saplamak için gerdi. Daisuke, “lanet olsun daha hazır değil” diye havaya sövdü balkonda beklerken ve ceplerindeki ellerinden birini çıkarıp, “bakudou no 01, Sai!”(Bağla!) diye mırıldandı. Hollow kaskatı kesildi ve olduğu yere büyük bir gümbürtüyle yığıldı. Şinigami gene bir adımda aşağıya inip yaratığa bir tekme atarak onu yüz metre öteye fırlattı. Azuma bu hamleyi tek kaşını kaldırarak seyretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz sonra, büyünün etkisi geçmişti, hollow şimdi daha saldırgan bir şekilde ilerliyordu. Daisuke Azuma’nın yakasından boştaki eliyle tutup, “Bana bak evlat, Ruhlar Cemiyeti size nazik davranıyor olabilir ama gerçek bir eğitimden geçmeden asla erkek olamazsınız. Şimdi azıcık içindekini dışarı vur!” diye sert bir şekilde azarladı. Daha sonra da arkasına, hollowa, son bir kwz daha bakıp eski yerine geri gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hadi dostum bunu yapabilirsin,” diyordu Azuma, Daisuke'nin duyabileceği bir ses tonunda. “Hadi ama… Hueco Mundo’da tek başınaydın… Orada hayatta kaldın… burada da kalabilirsin.” Hollow hızla yaklaşıyordu… “Ölmek istemiyorum…” Çığlıkları duymaya başlamıştı. “Hayır, ölmekten öte…” Azuma hollow’un ağzından akan salyaları seçebiliyordu. “Gururumun ayaklar altına alınmasını istemiyorum. Bunu hayatta kalmaktan daha öte bir şekilde istiyorum!” Azuma birden ciddileşti. Kılıcı sallanmayı bıraktı. Hollow bacaklarını Azuma geçirmek üzereyken adam yerinden zıpladı ve hollow’un kafasının üzerine geçti. Yaratık pençelerini betondan çıkarmaya çalışırken Azuma güçlü bir savaş nidasıyla hollow’un maskesini tek hamlede ortadan ikiye böldü. Soluk soluğa kalmıştı. Havaya karışan siyah dumanların arasından Daisuke’ye baktı. Daisuke'nın bedenine ışık arkadan vurduğu için yüzü gözükmüyordu ancak siluetinden, ona baktığı anlaşılabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke, hollow Azuma’ya doğru koşarken neler olup biteceğini çok merak ediyordu. On metreden az kalmıştı ama hala değişik bir şeyler yoktu. Sanırım gene yapamayacak diye düşündü sağ elini cebinden çıkarmaya başlamıştı ki Azuma’nın titremeyi kestiğini, kılıcını dimdik tuttuğunu ve zıplamaya hazırlandığını fark etti. Elini tekrar cebine soktu. Azuma çığlık atarken bir saniyeden çok kısa bir süre içinde Daisuke çok tuhaf bir şey hissetti… Tek kaşı hafifçe kalktı, gözbebekleri bir an için büyüdü, ama hızla eski haline geri geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azuma siyah dumanların arasından ona bakarken Daisuke'de herhangi bir tepki yoktu. "Aferin," dedi sadece, birlikte yürüyerek sokağın sonuna gelirken. İkisi de bunun haricinde tek kelime etmemişti. Daisuke, Azuma kılıcını savurduğunda bir anda zihninde belirip kaybolan o tuhaf görüntünün ne olduğunu ve neden olduğunu anlamaya çalışıyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O olaydan sonra sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi ikisi de işine gücüne baktı. Daisuke diğerlerinin yardıma ihtiyacı var mı diye devriye gezmeye gitti, Azuma da takım arkadaşlarıyla şakalaşıp hollow avlamaya devam etti. Daisuke işini bitirip en yüksek binanın tepesine bir adımda çıktı. Ken, üçüncü mevki Ryuu ve Teğmen Rangiku orada bekliyordu. Daisuke hafifçe kafasını salladı. Diğerleri de dikkatle baktıktan sonra hafifçe başlarını salladılar. Ryuu bir adımda alt kattaki tentenin üzerine ulaştı ve “Tüm şinigamiler, Ruhlar Cemiyeti’ne dönüş başladı. Herkes dönsün!” diye emretti birden gürleyen bir sesle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Dört bin yedi yüz altmış iki, dört bin yedi yüz altmış üç, dört bin yedi yüz altmış dört…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Azuma ne yapıyorsun yağmurun altında öyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Bale yapıyorum. Yarın Seretei çapında seçmeler var. Fındıkkıranı oynayacaklar. Görmüyor musun kılıcımı çekiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Görüyorum kılıcını çektiğini ama neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Dünya’ya hollow avlamaya gitmiştik ya. Orada kılıcımı çekmeye çalışırken elimi doğradım. Oradaki davranışlarımız rütbeli birilerine rapor olarak gitmiş, “Daisuke ibnesi” dedi içinden, kılıç çekmesini bilmeyen adam nasıl şinigami olur diye kızmışlar biraz. Ceza olarak on bin kere kılıcımı çekmem gerekiyor. Kılıcımı çekmeden hiçbir yere gidemezmişim. Ama kollarım koptu şimdiden. Aniden bastıran yağmur da bu cezaya tuz biber oldu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hehehehe. Hadi sana kolay gelsin o zaman, dedi Akiba ve 2. takım karargâhına doğru yola koyuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akiba 1.77 boylarında kısa sarı saçlara sahipti. Saçları lüle lüleydi. Mavi gözleri genelde merakla bakardı. Bir erkekten beklenemeyecek kadar duygusaldı. Öldürdüğü hollowlar için üzüldüğü bile olurdu. Azuma ile bir eğitim sırasında tanışmıştı. Ondan sonra da pek ayrılmamışlardı. Yalnız Azuma arada bir üç dört saatliğine ortadan kaybolduğunda onu her ne kadar takip etmeye çalışsa da gittiği yeri bulamamıştı. Azuma ile bu konu hakkında ne zaman konuşsalar Azuma konuyu hemen değiştiriverirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Ha ha hapşuuuuuuuuu... Nerden geldi şu sakura mevsimi. Bıktım artık hapşırmaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aaa. Öyle deme Azuma. Bak ne güzel gözüküyor. Alerjin bu güzelliği kaçırmana engel olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Güzel güzel diyorsun da iki sap yatmışız bir ağacın gölgesine sağı solu izliyoruz. Birini bulsak ben sakura mevsiminin tadını çıkarmasını bilirim. Aha Teğmen Matsumoto geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Oğlum senin derdin başka. Hem geçeceksin bir kere Teğmen Matsumoto'yu. Yüzüne bile bakmaz o seni... Alarmlar çalmaya başladı. Azuma ne olu... Azuma nereye gittin sen yine?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Doğu Rukongai’nin 3 km kadar dışında menos grandeler ve adjuchaslar tespit edilmiştir. Asteğmen, teğmen ve kaptanların hemen olay yerine gitmeleri gerekmektedir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Unaru Raimaru, diye haykırdı üçüncü mevki Ryuu. Kılıcından çıkan yıldırımlardan biri bir menos grande’yi öbürü ise bir adjuchas’ı vurdu. İki hollow da aynı anda havaya karışarak yok olmuşlardı. Asteğmen bir hızlı adımla diğer bir adjuchas’ın arkasında belirdi ve elinde tuttuğu yıldırımı yaratığın ensesine sapladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etraf yüksek rütbeli şinigamiler ve hollowlardan geçilmiyordu. Genel olarak şinigamiler üstün geliyormuş gibi gözükse de onlardan da kolu, bacağı kopanlar vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menos grandeler ve adjuchaslar ortaya çıktıysa daha yüksek seviyeden hollowlar da belirebilirdi. Diğer şinigamileri riske atmamak için kaptanların olay yerine ne olur ne olmaz diye gelmesi elzemdi. Birkaç dakika kaptanlardan bir kaçı ve yardımcıları da geldi. Ama kaptanlar melül melül sahneyi seyrederken alt rütbeliler çoktan yaratıkları halletmişlerdi bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mizuki bir hızlı adımla herkesten geç gelmişti. Bir hızlı adımla kılıcını çıkarmak üzere savaş alanında belirirken kendi dövüş gücüne gerek olmadığını gördü. Hollow sorunu ortadan kaldırılmıştı. Ancak dört bir yanda adjuchas gibi bir hollowla karşılaşmaya hazır olmayan şinigamiler sağlarını sollarını tutarak acıyla inliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıcının kabzasını bıraktı ve yandan askılı çantasından beyaz, tek kullanımlık naylon eldivenlerden bir çift çıkarıp hijyen kurallarına uyarak onları giydi. Ne olur ne olmaz diye dördüncü takımdan ayak işlerini yapacak ve tedavi edecek bir tabur getirmişti. “Dördüncü takım!” diye bağırdı Mizuki o emreden sesiyle. Arkasındaki otuz kişilik grup sahaya yayılarak yaralıları tedavi etmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahneyi uzaktan izleyen bir çift göz olan bitenden memnun kalmışçasına, yüzünde bir gülümsemeyle, üzerinde durduğu yapraklarla örtülü ağaç dalından bir anda kayboldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke, saklandığı yerden Azuma’nın hızla uzaklaşışını seyrediyordu. Ayağa kalkıp bir hızlı adımla ağacın tepesinden Rukongai ile Seirete’yi ayıran duvarın tepesine geldi. Oradan bir çatının üstüne uçtu sonra gene hızlı adımlarla arada bir çatıların üzerinde gözükerek şehrin merkezine doğru hızla ilerledi. Ruhlar Cemiyeti deminki hollow saldırısının sonrasında azıcık hareketlenmişti. Herkes bu kadar ileri seviye hollowların neden birden bire Rukongai’de belirdiğini bilmek istiyordu. Eğer bir işgal isteği varsa neden daha kalabalık gelmemişlerdi, eğer yoksa neden gelmişlerdi?! Durup dururken ölmek mi istiyorlardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke siyah şinigami elbesesinin üzerine giydiği açık mavi kıyafetin eteklerini dalgalandırarak Onuncu Takım binasının kapısının önünde durdu. Üzerinde kanjiyle on yazan devasa büyüklükteki kapı, nöbetçiler tarafından açılırken o da hızlı adımlarla kaptanın ofisine doğru yollandı. Etraftakilerin bakışlarına aldırış etmeden, yemyeşil çimenlerle dolu ön avluyu geçti, bir binanın içine girdi ve ofisin kapısını tıklattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuz bir “geel” sesi duyuldu. Daisuke kapıyı itip içeri girdi. Üzerinde kaptan kıyafetiyle, altın sarısı saçları ve kırmızıya yakın renkte gözleri olan uzun boylu bir erkek masasında oturuyor birkaç evrakı inceliyordu. Onu görünce kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Kaptan Masaşi!” diye hafif bir baş selamı verdi Daisuke ve kendisine emredildiği üzere az önce gördüklerini anlatmaya başladı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaptan ayağa kalkmış Daisuke’nin anlattıklarından bir şeyler çıkarmaya çalışıyordu. “Demek suratında bir gülümseme vardı ha?” diye mırıldandı kendi kendine. “Takip edildiğini fark etmedi değil mi” diye sordu sonra. “Hayır, efendim, fark edilmediğime eminim” diye yanıtladı şinigami. “Pekâlâ, bu kadar gizlilik yeter. Azuma’yı sorgulanmak üzere buraya getirmesi için iki adam gönder” dedi ve Daisuke’ye çıkması için bir el hareketi yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hueco Mundo’dan Seirete’ye kadar olan serüvenini tekrar gözden geçirelim Azuma Getsumaru… Belki reiatsundaki tuhaflığı sen bize açıklama isteği duyarsın” diye düşündü Kaptan Masaşi aynı uyuz suratındaki sarı sakallarını kaşırken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün akşama kadar hiçbir sıra dışı olay gerçekleşmedi. Daisuke ve Ken karşılıklı saki içerek antrenman dövüşü yaptılar, takımın abaza erkekleri Teğmen Matsumoto’nun akşam güneşinde yaldır yaldır parlayan göğüslerini dikizledi. Bir kaçı Asteğmen Ryuu tarafından pataklandı, ama gönderilen iki şinigamiden hiç ses seda yoktu. Kaptan Soi Fon, kendi takımından birinin sorgusunda olmayı istemişti. Bu yüzden son bir saattir Kaptan Masaşi’yle ofisinde oturup lak lak yapıyordu. Aslında Azuma geldiğinde Soi Fon’a haber verilecekti ama gönderilen şinigamiler bir türlü gelmek bilmediği için kadın biraz meraktan biraz da laf olsun diye gelip kurulmuştu ofise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece olmuştu, sıcaktan bunalan bazı şinigamiler boylu boyunca avludaki çimenlerin üzerine yatıp arada bir esen rüzgârda serinlemeye çalışıyorlardı. Ken yarı baygın bir halde dolunayı seyrediyordu, Daisuke de hemen yanında uyuyakalmıştı. Derken sessizliğin ortasında Daisuke aniden uyanıp dimdik dikildi ve hiç ses çıkarmadan avlunun dışına çıktı, bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi gelip yerine yattı. Çok geçmeden sessizlikte bir şey daha oldu. Bu, demin Daisuke’nin kalkıp gidip sonra geri gelmesinin yanında bir hiçti. Dört tane maskeli şinigami hızlı adımlarla avluya girip takım binasının içine girdiler ve kaptanın ofisini karşılığını beklemeden tıklatıp içeri daldılar. Soi Fon’u görünce “kaptan!” diyerek selam verdiler ve maruzatlarını bildirmeye başladılar. Grubun lideri, “Efendim, doğu Rukongai’nin girişinden üç kilometre ötede onuncu takımdan iki şinigaminin cesetlerini bulduk. Şimdi dördüncü takım binasındalar. Sanıyorum ki bunlar öğlen gönderilen şinigamiler. Azuma’yı aradık ama nerede olduğunu bilmiyoruz” dedi. Soi Fon tepki vermedi, sadece “dağılabilirsiniz” dedi. Dört ninja da bir anda ortadan kayboldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaptan Masaşi, “ciddi bir şeyler olduğunu tahmin ediyordum ama bu kadarını beklemiyordum” diye söyleniyordu. “Masaşi,” dedi kadın ciddi bir sesle, “kayıp olan benim takımımın bir elemanı, ölenlerse senin. Ben Azuma’yı araması için asteğmenimi ve dördüncü mevki Atsubuşi’yi yolluyorum. Sen de bir şeyler yapsan iyi edersin.” dedi ve eşkin adım dışarı çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaşi, avluda toplanan takımının yanına hızla indi ve “Daisuke, Ken odama gelin” diye emretti. “İkinci takımdan Azuma’yı bu takımda sadece siz biliyorsunuz. Onu arayıp bulmanızı istiyorum. Arama için gönderdiğimiz iki şinigami ölü bulundu. Hem de bu sabah hollowların görüldüğü yerin yakınlarında. Dikkatli olun, size güveniyorum” dedi ve sinsi bir şekilde Daisuke’nin gözlerine baktı. İki şinigami de “emredersiniz!” dedi ve hızlı adımla ortadan kayboldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ken ve Daisuke doğuya doğru hızla ilerliyorlardı. Daisuke son derece ciddi gözüküyordu. Ken aynı ciddiyetle “Reiatsusunu hissedemiyorum” dedi. Daisuke başını çevirmeden yanıtladı, “Sorun değil. Ben hissedebiliyorum…” Bir süre sessizce koştular. Etraflarından dağlar, tepeler, çayırlar, köhne, samandan evler akıp gidiyordu. Biraz daha ilerleyip birkaç kayayı aştıktan sonra Doğu Rukongai’ye gelmişlerdi. Derme çatma evlerin üstünden geçtiler, bir tepe aştılar ve önlerine büyük bir orman çıktı. Hızlı adımın kendine has olan o sinek vızıltısına benzer ses eşliğinde ormanın önünde durdular. Ken dolunayın ışığıyla aydınlanan Daisuke’ye ne taraftan gideceklerini sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz ve tüyler ürpertici bir andı. Ken, neden iki şinigami öldükten sonra bile yalnız gittiklerine anlam verememişti. Kaldı ki kendileri de onlar gibi rütbesizdi. Kaptan Masaşi’nin düşünce sistemine akıl sır ermezdi zaten. Bir gün gelir “ben ölüm tanrısıyım, nihuhauaha!” diye anırır, bir gün gelir, “tanrım bizi yaptığımız cinayetlerden dolayı bağışla” diyerek yalvarırdı. Üstelik Daisuke’ye attığı o son bakış da neyin nesiydi öyle? Konu gene en yakın arkadaşına gelince başına akbaba gibi üşüşen düşünceleri savuşturmak istermişçesine kafasını şöyle bir salladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormanın içinden birkaç siyah kuş havalandı, soğuk bir rüzgâr şinigamilerin kıyafetlerini uçuşturdu. Daisuke ise sadece, “Bilmiyorum” dedi. “Reiatsu sanki burada iki parçaya ayrılıyor gibi. Nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok ama bunun bir şaşırtmaca taktiği olduğu kesin. O herifte bir şeyler olduğunu biliyordum zaten… Sakıncası yoksa burada ikiye ayrılalım” dedi. Ken de “tamam” manasında kafasını salladı ve ikisi de o vızıltılı sesle zıt yönlere doğru hareket ettiler. Şimdi V biçimindeki ormanın her iki yanında sürekli olarak birbirlerinden uzaklaşarak ilerliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke bir yandan ağaç dallarının üzerinde ilerlerken bir yandan da Ken’i bilmediği bir güce göndermenin doğru olup olmadığını düşünüyordu. Aklına dostunun o şinigamiler gibi öldüğü binlerce senaryo geldi ama o gözlerini kapatıp her şeyi sildi sonra tekrar açıp tazelenmiş bir zihin ile ilerlemeye devam etti. Hissettiği Azuma reiatsularından birine yaklaşıyordu. İşte şurada, ormanın bitimindeydi… Son dalın üzerinden elleri cebinde geçti ve karşısında onu gördü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ken kılıcını ileriye doğru uzatarak bağırdı, “Kazoeru: Suugaku!”. Kılıç’la birlikte şekil değiştiren Azuma’nın şeytani suratı bir adjuchas’ın arkasında dolunay ışığıyla parlıyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke tek yumrukla önündeki zavallı hollowu toza toprağa karıştırırken, “lanet olsun… Ken…” diye mırıldandı ve hızla diğer reiatsu’ya doğru koşmaya başladı. Düşmanları ki büyük ihtimalle Azuma’ydı, bir hollowu kendi reiatsusunu taşıması için kukla olarak kullanmıştı. Amacının gücü ikiye bölmek olduğu aşikardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daisuke hiç düşünmeden ormanın içine dalmıştı. Bir müddet dallardan sekerek ilerlemeye çalışsa da çok vakit kaybetmiş ama sonra şaşkınlığının farkına varıp sinirden gülerek ormanın üzerine çıkmıştı. Havayı destek noktası gibi kullanarak ilerlemek reiatsu harcatsa da bunun çok bir önemi yoktu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3489268498403876074-6565828961953966241?l=birbleachhikayesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/feeds/6565828961953966241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/09/5-ksm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/6565828961953966241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/6565828961953966241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/09/5-ksm.html' title='5. Kısım'/><author><name>Çekirdek Çeviri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09626378502580523141</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_NjFECbN9OuE/TTBkh8rG2EI/AAAAAAAAADE/CEElx-uQFtU/S220/164121_10150159164128448_182576113447_8406042_8037882_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3489268498403876074.post-3211732553592616449</id><published>2009-09-16T04:39:00.000-07:00</published><updated>2009-09-16T04:41:07.896-07:00</updated><title type='text'>4. Kısım</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kaç saat olmuştu? Ya da kaç gün? O kadar olup olmadığından da emin değildi aslında… Zamanın ucunu kaçırmıştı… Sanki ikindi vakti uyumuş gibi uyuşuktu beyni… Neredeydi hem? Midesi ve göğsü civarında bir boşluk ve her an dağılacakmış hissi vardı. Heyecanı boğazında patlayacakmış gibiydi. Vücudunu hissedemiyordu… Hayır, sadece elleri… Sahip olduğu yegâne organ gibiydiler sanki. Ölümünün yaklaşmış olduğunu hissedebiliyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bu ölüm olmalıydı. Her şeyin hafifleyip yok olduğu ve zihnin başka bir kapıya açıldığı söylenirdi hep. Şimdi de öyle değil miydi? Kâinatın bir parçası olmadan önce, ufak ışık küreciklerine dönüşmeden önce, hayatını hatırlamak istiyordu. Hana, evet o da ışığa dönüşmüştü. Demek ki kaderinde onunla aynı patikayı izlemek de varmış… Hana’nın ölürken çok acı çektiğine emindi ama kendisi daha bedenini bile hissedemiyordu. Kaldı ki acısını, eğer varsa, hissedebilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O geceyi çok iyi hatırlıyordu… Evet, gizemli bir şinigami tarafından kaçırılıp götürüldüğünü de hatırlıyordu ama havadaki birkaç saniyeden sonrasını hatırlayamıyordu… Hayret... Ken… Umarım yardımım işe yaramıştır diye düşündü. Eğer öldüyse, acaba onu görebilir miydi daha sonra? Saçmalıyorum diye düşündü, parçacıklarımın bilinci olamaz ki… Umarım ölmemişsindir dostum diye düşündü uzun zaman sonra içinde ilk kez bir duygu kırıntısını hissederek. Üzülüyor muydu yoksa..?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ölmek üzereyken nasıl bu kadar sakin olduğuna şaşırıyordu. Daha tam manasını kavrayamamıştı herhalde. Ölüyordu!! Bundan ötesi yoktu. Tanıdığı, bildiği herkesten, her şeyden ebediyen ayrılıyordu… İsmim diye düşündü, keder varlığını hissetmesine yetecek kadar içinde büyürken “Daisuke” (büyük yardım) dedi. Kendine yardım etmenin sırası değil mi şimdi? Yardım…&lt;br /&gt;“Daisuke”&lt;br /&gt;“Daisuke”&lt;br /&gt;“DAISUKEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE!!!!!!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ken’in sesiyle birden kendine gelen Daisuke, büyükçe bir tepenin üstünde durmuş sağ elini ileriye doğru uzatmış bir vaziyette buldu kendini. Çok uzakta, çölün ortasında birkaç kişilik bir grup vardı. İçlerinden bir tanesi, Ken olduğuna yemin edebilirdi, hızlı adım ile ona yaklaşıyordu. Daisuke Ken’in gelişinden aradaki mesafenin cidden çok uzak olduğunu fark etti. Neden sonra, yarım saniyeden daha kısa bir sürede, elinin havada olma sebebini hatırlamaya çalıştı, bulamadı. Akabinde tüylerini diken diken eden bir şey oldu. Sesi kendi kontrolü dışında çıkmaya başladı: “Hodou no 33 Soukatsui” (Mavi Alev). Büyünün boyutları gerçekten devasaydı. Öyle ki parıltısından ve büyüklüğünden önündeki çöl manzarası birden kayboluverdi ki bu aynı zamanda elinin neden havada olduğunu açıklıyordu. Gözleri iri iri açılmıştı, Ken doğruca büyüye doğru geliyordu! Bu uyarıcı bilgi birden bedenini kendi kontrolüne almasını sağladı ve vakit kaybetmeden bağırdı: “Bakudou no 81, Danku”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi alevin içinde bir şeyin parladığını gördü. Büyü uzaklaşıp toz toprak dağıldığında Daisuke, Ken’in yarı saydam bir kalkan arkasında zarar görmeden durduğunu gördü. Hızlı adım kullanarak birkaç saniyede Ken’in yanına vardı. Zaten bayağı hasar gördüğü için kalkan hemen kırıldı. Ken onlara yetişen grubundaki Mizuki’ye “Teşekkürler,” dedi ama “Sanırım büyüyü yapan Daisuke’ydi” Cevabıyla sarsıldı. Daisuke ne diyeceğini bilemez bir halde orada duruyordu. Dizkapaklarını görecek kadar eğilip, “sizi tanıyamadım, özür dilerim az kalsın hepinizi yaralayacaktım. Tekrar özür di--” demeye kalmadan Ken, Daisuke’yi doğrultup onu öylece kucaklamıştı. “Dokuz ay, hayatımı kurtarmak için bir şeyler öğrenmene yetmiş doğrusu eski dostum” dedi Ken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesi azıcık titremişti. Daisuke de ona sarıldı, “Dokuz ay mı? O geceden sonra doksan yıl geçti!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hueco Mundo’da olayından 13 ay sonra; Seretei, Şinigami Akademisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yeni şinigamiler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün ilk defa gerçek bir hollowla şinigami sıfatıyla karşılaşacaksınız. Hepiniz hemen hemen takımlarınıza yerleştirildiniz ve şikakuşo aldınız. Bu gün gözetmenlerin eşliğinde yapacağınız bu mücadelede falan filan fialan filan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yamamoto Genryuusai’nin konuşmasının devamını Azuma duyamadı. Başını sağa eyip uyumaya başlamıştı çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütttt!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azuma irkilerek uyandı. Anlaşılan General-Kumandan bastonunu yere vurmuştu. Bu konuşmanın bitişinin işareti olacaktı ki herkes akademiye yöneldi. Azuma da ne olup bittiğiinden habersiz bir şekilde kalabalıkla birlikte ilerlemeye başladı. İlk fırsatta da yanından geçen birine sorular sormaya başladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya ben anlamadım şimdi biz nereye gidiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Akademide takımlara dağıtılacağız ve kıyafetlerimizi alacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-General-Kumandan hollowlardan bahesiyordu. N'olyo?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şimdi, akşam topluca hollow avına çıkıyoruz gerçek dünyada. Bizim deneyim kazanmamız gerekiyormuş ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Üff! Bir bu eksikti yani. Neyse, sağol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azuma akademiye girdiğinde yetkili bir şinigaminin kürsüde teker teker shinigamilerin adlarını okumaya başladığını gördü. Uzun bir bekleyeşin ardından – yaklaşık üç saat – onun adı da okundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Azuma Getsumaru: İkinci takım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu duyan Azuma doğruca İkinci Takım Binası'nın yolunu tuttu.  Yeni gelenler için girişe koydukları tabela sayesinde kıyafetini alacağı yeri buldu ve akşama kadar zaman geçmesi için Seretei’de aylak aylak dolaşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam, Saat on suları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şinigami kıyafetini giyip akademinin önüne geldi Azuma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Heyyyyyy! Senin giysinin niye kolları var! Bana defolu giysi mi verdi yoksa bunlar. Hepsini söyleyeceğim General’e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hişt. Azuma sakin ol. Teyit birimine almışlar seni. Onların giysileri böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hee tamam o zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-SESSİZLİK! Şimdi herkes on sekiz kişik ekip ayrılsın. Her ekibe iki gözetmen verilecek. Her grup en az beş hollow avlamak zorunda. Gözetmenler yalnızca hayati tehlike taşıyan durumlarda savaşabilirler. Beş hollowdan az hollow avlayan ekipler akademide yarım dönem ders tekrarı yapacaklar. Şimdi dağılın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senkailer açıldı. Ve her ekip başlarına gelen iki gözetmen eşliğinde gerçek dünyaya gitmeye başladı. Azuma; bulunduğu ekibe gelen iki gözetmeni de tanıyordu. Ken ve Daisuke… Anlaşılan onlar da Azuma'yı tanımıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vayyy şinigami olduğundan haberimiz yoktu. Aslında seninle görüşmeye baya uzun zaman oluyor. Ne rastlantı değil mi? Şimdi durup havadan sudan konuşamayız ama. Size üç beş taktik verelim ki yarım dönem okumayın tekrar. Birbirlerinize ne çok yakın ne de çok uzak durun. Gözlerinizi dört açın. Ve yapabildiğiniz kadar kendinizi reiatsuya açın. Görmeseniz bile sezebilirisin hollowu. Gerçekten iyi gizlenebilen hollowlar olduğundan dolayı bunu yapmanız gerekir. Hollow gafil avlayıp tek saldırıda öldürmeye çalışın. Aksi durumda çok zorlanabilirsiniz. Gerçek dünyaya da geldik. Hadi başlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azuma ve ekibin diğer üyeleri öneriler doğrultusunda hollow avlamaya çıktı. bir süre sonra bir bağırtı duyuldu. “ Yaşasın, yaptım, öldürdüm bir tanesini!” Bunu diyen birden bir kafa darbesiyle duvara yapıştı. Ve ekipten başka biri tam hollowun arkasında belilerek “ Hadou 04, Byakurai” diye bağırdı. Elinden çıkan yıldırım hollowu ensesinden kesti. Hollow bu sefer ölmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden başka bir hollow çıktı toprağın altından. Maskesinin ağız kısmında 2 tane uzun diş vardı. Hollow bir köstebeği andırıyordu. Topraktak çıktığı yerden Azumaya doğru koşmaya başladı. Azuma donup kalmıştı. Çevresinden bağırtılar geliyordu. “Kılıcını çek, kidou yap, Azumaaa ses ver” Ve Azuma ile hollow arasında yirmi metre kalmıştı ki Azuma arkasına bakmadan koşmaya başladı. Deli gibi koşuyordu. Elini zanpakutousunun kabzasına attı. Bir nedenden dolayı çekemiyordu kınından zanpakutou'yu. Çekmeye çalıştı, hollowla arasındaki uzaklık azalıyordu. Ve birden zanpakutou çıktı. Elinden fırlayıp hollowun alnına saplandı. Azuma eline baktı. Eli kanlar içindeydi. Meğerse bir eliyle kılıcı çekmeye çalışırken öbür eliyle korumalığından bastırıyormuş. Bunu farkedince kahkahalarla gülmeye başladı. Kılıcını alıp ekibinin yanına gitmeye karar verdi. Ve boş bir sokakta Daisuke ile karşılaştı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3489268498403876074-3211732553592616449?l=birbleachhikayesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/feeds/3211732553592616449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/09/4-ksm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/3211732553592616449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/3211732553592616449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/09/4-ksm.html' title='4. Kısım'/><author><name>Çekirdek Çeviri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09626378502580523141</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_NjFECbN9OuE/TTBkh8rG2EI/AAAAAAAAADE/CEElx-uQFtU/S220/164121_10150159164128448_182576113447_8406042_8037882_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3489268498403876074.post-7996014445303816174</id><published>2009-09-08T04:50:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T04:51:20.176-07:00</updated><title type='text'>3. Kısım - Yolculuk Başlıyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;“Hadou no 04, Byakurai!” diye gürledi bir ses. Ken hızlı adımla, üzerinde durduğu servi ağacının dalından uzaktaki bir kayanın üzerine gitse de yıldırım sadece dalı yok etmekle kalmadı. Ken, kayanın üzerinden de uzaklaşmıştı ancak yıldırım Ken’in peşinden geliyor, arada yoluna çıkan her şeyi yakıp yıkıyordu. En sonunda büyünün de gücü tükendi. Ken, hasmının nerde olduğunu göremiyordu. Reiatsu’sunu da hissedemiyordu. “Muhtemelen kido ile gizlemiştir” diye düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiksel birkaç hesapla saldırıların geldiği yönleri kafasında bir şablona oturttu. Şimdiye kadarki tüm saldırılar Ken’i kuzeye çekmek için çeşitli yerlerden gelip durmuştu ve şu anda Ken, eğer tahmininde yanılmıyorsa, düşmanının istediği yerde duruyordu. Bir sonraki saldırının tam karşıdan, yani güneyden gelmesi olasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da tahmin ettiği gibi oldu. Gene bir yıkım büyüsü gelmişti. Ken bunun bir Mavi Alev olduğunu anladı. Alev Ken’e hızla çarpıp onu siyah bir kömür gibi uzaklara fırlattı. Bu esnada büyüyü yollayan kişinin gözleri iri iri açıldı. Kılıcını salınmamış biçimine getirip kınına sokmuştu ki birden arkasında bir şeyin olduğunu hissetti. Başını bile çevirmeye fırsat kalmamıştı çünkü Ken’in tırtıllı dişleri olan salınmış kılıcı hemen şah damarının bir santim kadar ötesindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kidou kullanan bir tek sen değilsin. Kendi görüntümü bir kütüğe yansıttım. Sen kütüğe bakmakla meşgulken benim de arkandan dolaşacak zamanım oldu ve işte buradayız” dedi Ken. Düşmanı gülümsedi, “Aferin Ken iyi iş çıkardın.” Ken de güldü ve kılıcını eski haline getirerek kınına soktu. “Bugün nasıldım Mizuki?” diye sordu neşeyle. Kadın bilerek yenilmeyi kendine yedirememiş olacak ki aynı neşeyle cevap veremedi. “Dedim ya iyi iş çıkardın diye” diyerek kestirip attı sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç hızlı adımla dördüncü takımın binasının önüne geldiler. Ken’in de yüzü asılmıştı. Daisuke’nin kayboluşunun ardından geçen süre dokuzuncu ayını doldurmak üzereydi. Onun için gerekli tüm aramaların yapıldığını söylüyordu Yamamato Genryusai. Gerçekten de öyleydi aslında. Dünyada, Ruhlar Cemiyeti’nde, hatta Hueco Mundo’da bile aranmıştı Daisuke ama en ufak bir reiatsu kırıntısına bile rastlanmamıştı. Herkes, Ken hariç, Daisuke’nin öldüğüne emindi. Mizuki de öyle. Ama Ken’e bu kadar acımasız davranmak istemiyordu. Bu yüzden dokuz ay boyunca hiç durmadan çalışmaya devam etmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ken…” diye yanına yaklaştı Mizuki, onun aklından geçenleri tahmin etmiş gibi. “Ken… Senin suçun değildi… Artık kabullenmelisin…” dedi usulca ve elini tutarak. Bir süre ikisi de o şekilde bekledi. Sonra Ken, bu bardağı taşıran son damlaymış gibi, “Onu kendim aramadan asla içim rahat etmez Mizuki. Yeteri kadar elim boş bekledim. Onun için gideceğim… Hem de bugün” dedi ve bir hızlı adımla ortadan kayboldu. Mizuki şok olmuş bir şekilde kalakaldı. “Gerizekalı” diye tısladı ve o da hızlı adımla uzaklaştı. Nereye gideceğini biliyordu. Hueco Mundo’ya geçiş yapabileceği bir yere gidecekti yani Teknoloji Araştırma Geliştirme Bölümü’ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hueco Mundo’ya girişin yapılacağı yerdeki muhafızların hepsi yerlerdeydi. Sağlarını sollarını ovuşturuyorlardı. “Şu gardiyanları daha güçlü şinigamilerden seçmeleri gerek!” diye düşündü Mizuki Ken’in peşinden gelerek. Cehennem kelebekleriyle üstlere haber yetiştirilmişti büyük olasılıkla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ken kapının etrafındaki bilgisayarda birkaç şey yaptı ve onaylamak için ortadaki büyük tuşa bastı. Sadece çerçeveden ibaret olan kapının ortasında siyah, akışkan bir madde oluşmaya ve kendi etrafında dönmeye başladı. “İşte başlıyoruz” dedi Ken içinden ve bir eliyle kılıcının kınını tutarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü mevki Ryuu haberi ilk alan üst düzey şinigamiydi. Hem bu sebeple hem de Ken’i ve Daisuke’yi tanıyan biri olarak T.A.G.B’ye gelen ilk gelen oydu. Yerde yatan gardiyanları görünce kendi kılıcını çekti ve hızla içeriye daldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Olduğu yerde kal!” dedi bir ses Ken’in arkasından. Ken bu kadın sesini çok iyi biliyordu. Yavaşça döndü. Mizuki kılıcını çekmişti. Suratında hiç tereddüt edecek bir ifade yoktu. Kılıcı titremiyordu bile. “Benimle dövüşecek misin?!” diye sordu sertçe Ken. “Ben sadece dostum için bir şeyler yapmak istiyorum! Bu şekilde elim kolum bağlı beklemek beni öldürüyor!” diye feryat etti resmen. Hala kılıcını çekmemişti. “Ken,” dedi sert bir sesle Mizuki. “Daisuke öldü! Dokuz aydır hiçbir ipucu elde edemedik. Şimdi sen de gidersen, belki seni de kaybedeceğiz. Hueco Mundo’da nasıl olduklarını tahmin bile edemeyeceğimiz hollowlar yaşıyor” diye devam etti sakin ama kesin bir ses tonuyla. Ken, “bunun nasıl bir his olduğunu bilmiyorsun!” dedi boğulurmuş gibi bir ses tonuyla. Mizuki, bir an için kılıcını titretse de tereddütsüz tutmaya devam etti, “bilmek istemediğim için gitmene izin veremem!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ken donup kalmıştı. Ne yapacağından emin olmadığı birkaç saniye geçti. Hemen ardından da içeriye Ryuu daldı. “O kapıdan uzaklaşsan iyi edersine evlat!” dedi emir veren sesiyle. Ken bunu duymamazlıktan geldi. Ne yapacağına karar vermişti zaten. Arkasında açılmış olan kapıya doğru kendini geri geri fırlattı. Mizuki’nin suratındaki korkuyu ve hayal kırıklığını görüyordu. “Özür dilerim,” dedi fısıltıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mizuki, “yoo!” diye çığlık atarak karanlıkta kaybolmuş Ken’in peşinden kapıya daldı. Ryuu şaşırmış bir halde, “Buraya gelin lan” diyerek Mizuki’nin peşinden kapıya atladı ve kapı Ryuu tamamen geçtikten sonra kapandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudan karanlığın içine giren üç yabancı bir süre sonra kendilerini tek ışık kaynağının gökyüzündeki koca ay olduğu bir çölde buldular. Yerden kalkan Ken diğer ikisi de peşinden geldiği için kendini suçlu hissediyordu. “Ben Daisuke’yi aramaya gidiyorum. Lütfen daha fazla karışmayın. İsterseniz geri dönebilirsiniz” dedi sırtı dönük bir vaziyette. Ryuu ve Mizuki kılıçlarını kınlarına soktular. Ryuu, “dalga mı geçiyorsun sen. Madem buraya kadar geldim biraz keyfini çıkarayım. Daisuke’yi bulmana yardım edeceğim” dedi otuz iki dişiyle sırıtarak. Ken bu adamın hafiften çatlak olduğunu düşündü. Mizuki de, “dönmek için bir sebebim yok kaldı ki artık yapacak bir şey de yok. Arkadaşını aramana yardım edeceğim” dedi. Üçü de başlarını salladılar ve yürümeye başladılar. Nereye gittikleri hakkında pek bir fikirleri yok gibiydi. Yine de kararlılıkla adım atıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir kum tepeciğinin arkasından bu üç şinigamiye doğru koşarak gelen biri belirdi. Üstü paçavra olmuştu ve kan içindeydi. Vücudunun bazı yerlerinde kesikler vardı ve gözleri korkuyla açılmıştı. Bunu gören şinigamiler zanpakutoularının kabzalarını sıkı sıkıya kavradı. Sonra koşan adama doğru bağırdı içlerinden biri, “hey sen de kimsin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Boş verin benim kim olduğuma beni buradan kurtarın. Siz şinigamisiniz değil mi? Beni buradan kurtarabilirsiniz yani?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evet, geri dönebiliriz ama sen önce bize kimin nesi olduğunu ve burada ne işin olduğunu söyle!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Adım Azuma Getsumaru. Ne zaman nasıl öldüğümü hatırlamıyorum. şinigaminin biri beni Ruhlar Cemiyeti’ne gönderecekti. Bu yüzden de elindeki kılıcının kabzasını alnıma vurdu. Fakat gözlerimi açtığımda burada buldum kendimi. İlk başta cehennem sandım burayı. Ama şinigami Cehenneme gitmeyeceğimi söylemişti. Sonra ben o maskeli canavarlardan saklanmaya başladım. Bir süre saklanabilsem de beni buldukları zaman sonuçları ağır oluyordu. Şimdi beni buradan kurtarabilecek misiniz?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlk önce aramızda konuşmamız gerekiyor,” dedi Ryuu ve diğerlerine dönüp fısır fısır konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sizce ona güvenebilir miyiz? Bir gariplik var gibime geldi bu işte.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bilemiyorum. Hikâyesi ne kadar garip olsa da dediklerinin doğru olması muhtemel. Hollowlar reiatsuyu takip eder. Buraya geldiğimizden beri onun varlığından haberim yok. Onda zerre ruh gücü hissedemedim. Bu hollowlardan kaçmasını oldukça kolaylaştırır. Ve o kesikler gerçeğe beziyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Peki, sen ne diyorsun Ken?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben de onda hiç reiatsu hissedemedim. Bu yüzden hollowlardan kurtulmuş olabilir. Ama yine de bu hikâyede oturmayan bazı şeyler var. Reiatsusu olmayan hiç kimsenin burada hayatta kalabileceğinden emin değilim. Ama onu yanımıza alma ve daha sonra Ruhlar Cemiyeti’ne götürme taraftarıyım. Eğer ruh töreni yapılmış biriyse biz kimiz ki onun Soul Society’ye girme hakkının olup olmadığını tartışıyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Madem herkes böyle düşünüyor... Ben söylerim o zaman. Bir de yaralarıyla ilgilenmemiz gerek. Bu durumda bizimle beraber uzun süre gelebileceğini sanmıyorum.” Dedi Mizuki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hey sen. Ben yaralarını sardıktan sonra bizimle gelebilirsin. Şimdilik Ruhlar Cemiyeti’ne gitmiyoruz. Ama işimiz bittikten sonra oraya döneceğiz. Bu senin için uygun mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Uygun mu da ne demek? Buradan kurtulmayı ne kadar istediğim hakkında herhangi bir fikrin var mı?” diye ağladı Azuma adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mizuki adamın yaralarını sararken Ken ve Ryuu birbirlerine şüpheli gözlerle baktılar. Adam her ne kadar yeni öldüğünü iddia etse de bir şinigamininkine eşdeğer renkte ancak yok denecek kadar az bir ruh gücü vardı. Bu ilk başta dikkatlerini çekse de çok da önemsemediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık dört kişiydiler ve Daisuke’yi, belki de boş bir çabayla, aramaya devam ediyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3489268498403876074-7996014445303816174?l=birbleachhikayesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/feeds/7996014445303816174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/09/3-ksm-yolculuk-baslyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/7996014445303816174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/7996014445303816174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/09/3-ksm-yolculuk-baslyor.html' title='3. Kısım - Yolculuk Başlıyor'/><author><name>Çekirdek Çeviri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09626378502580523141</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_NjFECbN9OuE/TTBkh8rG2EI/AAAAAAAAADE/CEElx-uQFtU/S220/164121_10150159164128448_182576113447_8406042_8037882_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3489268498403876074.post-2960218970144918843</id><published>2009-08-18T15:13:00.000-07:00</published><updated>2009-08-21T02:02:21.853-07:00</updated><title type='text'>2. Kısım - Ruhlar Cemiyeti'nde</title><content type='html'>&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link style="font-family: verdana;" rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cali%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Daisuke gözünden şıpır şıpır yaşlar akıtan Ken’i kaptığı gibi en yakındaki telefon direğinin üstüne fırladı. Arkasını dönüp baktığında bir iki saniye önce durdukları yerin büyük bir gürültüyle ezildiğini gördü. Ken silkelenip ayağa kalktı ve Daisuke’nin sırtına kendininkini dayayarak gardını aldı. Asfaltın üstündeki toz bulutu dağıldığın da aşırı gelişmiş peygamberdevesini andıran suratı kemik maskeli bir hollow ortaya çıktı. Maskenin arkasında sarı bir ışıkla parlayan ve ince bir çizgiden ibaret olan gözlerinden iğrenç bir sırıtış okunabiliyordu. Parazitli bir ses tonuyla gülmeye başladı. Tam bu anda Daisuke ve Ken sol elleriyle kını sağ elleriyle da kabzayı tuttu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Hollow aynı parazitli ses tonuyla, “çaylaklar, ha?!” dedi sesinde büyük bir memnuniyet ifadesiyle. Daisuke son derece gerilmiş bir suratla, “bana bırak!” dedi ve yayda gerilmiş ok gibi fırladı. Hollowun kafasına ulaşmasına bir iki metre kala kılıcını çekti ve bağırarak savurdu. Göz kamaştıran yeşil bir ışık çaktı ve hollowun kendini korumak için kullandığı kolumsu şeylerden biri etrafa kan fışkırtarak yere düştü. Hızlı bir iniş yapan Daisuke küfrederek ayağa kalktı. Kalkmasıyla da yaratığın sağlam pençesinden kurtulmak için kendini havaya fırlatması bir oldu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Holow korkunç bir çığlık daha attı ve ağzından yüzlerce diken Daisuke’ye doğru fırladı. Şinigami kendi etrafında dönerek dikenleri savuşturmaya çalışsa da yere indiğinde neredeyse bütün vücudu uzun ince yeşilimsi dikenlerle kaplanmış bir haldeydi. “lanet olsun” diye tıslarken ağzından püsküren bir avuç kan kollarından ve bacaklarından akan kanla karışıp asfalta döküldü. Daisuke son bir gayretle kılıcına sarıldı. Hollowun bağıra bağıra kendisine koşan görüntüsünün arkasında Hana’nın hareketsiz bedeni soluk bir şekilde canlanıyordu. Daisuke biraz sonra aynısının başına geleceğini hissetti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ken’i bıraktığı telefon direği artık ortalıkta gözükmüyordu. Gözleri yavaş yavaş kapanmak üzereyken oğlanın çığlığını duydu. Bütün vücut hücrelerini isyan edercesine bağırttırarak dimdik dikildi, “ben Daisuke’yim (büyük yardım)” diye bağırdı. Etrafında parlamaya başlayan mavi ışık sanki bir şifacının sıcak eli gibi yaralarının içinden geçiyor, geçtikçe Daisuke’nin acısı hafifliyordu. Hollowla arasında iki metre kalmıştı ki şinigami kılıcını savurarak hollowun hiç beklemediği bir anda saldırarak maskesini paramparça etti. Yaratık çığlıklar içinde havaya karışıp yok olurken Daisuke de Ken’e doğru koşmaya başlamıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Yol bitmek bilmedi sanki. Neden sonra gözünün kenarıyla geçtiği yerleri kana buladığını fark etmişti. Önünü döndü ve tarantula biçiminde bir hollowun Ken'e iğnesini sokmak için debelendiğini gördü. Adam, kılıcıyla kendini savunuyordu ancak saldırı için fırsat bulamamıştı. Daisuke kılıcını iki eliyle kavrayıp havaya zıpladı ve feryat ederek hollowun üstüne doğru hızla inmeye başladı. Kılıcı yaratığın kıllı vücuduna temas etmişti ki uzun bir eklemimsi bacak şinigamiyi çarpıp yakındaki bir apartmanın duvarına fırlattı. Daisuke suratındaki kanı temizleyip ayağa kalktığında kılıcının hollowun diğer tarafında kaldığını görüp yıldırım çarpmışa döndü. bir adım atarak hızla ilerledi ve sağ elini kaldırarak, &lt;i style=""&gt;“Hadou no 33: Soukatsui!” &lt;/i&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;diye bağırdı. Daisuke, avcunda kendini geriye doğru iten bir baskı hissetti ve alev büyüsü hollowu sırtından vurdu. Hollow can çekişerek bir an için ortadan kayboldu ama neredeyse aynı anda Ken'in arkasında belirdi. Daisuke, lanet okuyarak koşarken hollow Ken'i kıskacının tekine kıstırdı ve sarımsı bir sıvıyı iğnesinden neredeyse bütün vücut direnci tükenmiş olan Daisuke'ye püskürttü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Şinigami zıplayacak gücü kendinde bulamadı. Kollarını vücuduna siper edip bir saniye sonra gelecek saldırıyı beklemeye başladı. Ama beklediği gibi olmadı. Biri tarafından kucaklanıp kaçırılmıştı. Kollarını indirdiğinde yerden bir hayli yüksekte olduğunu gördü. Arkadaşı hala hollowla mücadele ediyordu. Kendini kaçıranın kim olduğunu görmek için kafasını çevirdi ama karanlıkta uzun saçlardan ve parıl parıl parlayan mavi gözlerden başka bir şey görülmüyordu. Adam Daisuke’nin alnına işaret parmağıyla vurup onu bayılttıktan sonra havada fevkalade karmaşık bir kanjiyi hızla çizip ona avucuyla kuvvetlice vurdu. Gökte ikisinin geçebileceği büyüklükte bir yarık açıldı, gizemli adam kucağında baygın bir şinigamiyle yarığa daldı ve yarık kapandı...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: center; text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Kanların ve her çeşit renkte sıvının bir karışımı Ryuu’nun üzerinden akıyordu. Bir kolunda derin bir kesik vardı ama Ryuu bana mısın demiyordu. Hollowları kesmekle ilgileniyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;“Beklediğim gibi olmadı bu sefer” dedi Ryuu yanındaki yardımcısına.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;“Bu kadar çok hollowun olacağını sanmıyordum. İnşallah(-oha :p) fazla kayıp vermeyiz. Bir an önce takımlara söyle acemileri Ruhlar Cemiyeti’ne geri götürsünler. Buradaki hollowlar her dakika daha da güçleniyor. Bunlarla ancak tecrübeli şinigamiler baş edebilir. “ diyerek ekledi Ryuu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Yardımcısı “Tamam, efendim!” dedikten sonra hemen cehennem kelebekleriyle Üçüncü Mevki Ryuu’nun mesajını diğer takımlara gönderdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Asteğmen Ryuu; henüz on sekiz, on dokuz yaşlarında görünüyordu fakat yüz yirmi üç yaşındaydı. Seireitei’ye geleli yaklaşık on sene olmuştu. Ama o kadar zamanda gerçekten büyük başarılar göstererek üçüncü mevkiliğe kadar yükseldi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Onuncu takımda sevilen ve saygı duyulan birisiydi. Sempatikti ve sürekli gülerdi. Ryuu bir hollowu daha hallettikten sonra “umarım destek çabuk gelir” diye düşündü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Sokaklarda koşup hollow ararken bir anda korkunç bir manzara gördü. Örümceğimsi bir hollow genç bir şinigamiyi öldürmek üzereydi. Görünüşe bakılırsa şinigaminin savaşacak hali kalmamıştı. Eğer Ryuu bir an önce yardıma gitmezse genç şinigami ölecekti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;“Unaru; Raimaru &lt;i style=""&gt;(Gürle; Yıldırım Çemberi)&lt;/i&gt;” dedi Ryuu ve kılıcını serbest bıraktı. Kılıç tamamen değişti. Ryuu elinde bir yıldırım tutuyordu. Kılıç tamamen yıldırıma dönüşmüştü. Ryuu vakit kaybetmeden yıldırımı tam ortasından tuttu ve havaya kaldırdı. Kılıç etraftan enerji topluyordu. Kısa bir süre enerji topladıktan sonra yüksek bir hızla kılıca, daha doğrusu yıldırıma yüklediği enerjiyi hollowa gönderdi. Yıldırım muhteşem bir hızla hollowu tam maskesinden vurdu ve hollow o anda yok oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ken artık limitine gelmişti. Gözleri karardır ve dizleri çözüldü. Tam yere düşeceği sırada Ryuu hızlı adım kullanarak onu havada yakaladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ken’in gözleri kapanmadan önce duyduğu son söz “Artık bitti evlat” oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ryuu şinigamiyi kaptığı gibi önünde çoktan açılmış olan kapıya yöneldi ve göz açıp kapayıncaya kadar Ruhlar Cemiyeti’ne ulaştı. Binaların tepesinde sırtında Ken’i taşıyarak koşturuyordu. Bir süre sonra da dördüncü takım binasına ulaşmıştı. Üçüncü mevki Mizuki onu bekler gibiydi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;“Mizuki-san, Ken size emanet. Ben diğerlerini kontrol edeceğim” dedi Ryuu nefes nefese.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;“Tabi ki” dedi Mizuki Ken’i bir anda sahiplenerek. Yardımcısıyla birlikte oğlanı bir sedyeye yükleyip içeriye aldılar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ardından Ryuu bir hızlı adımla kayboldu…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: center; text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Ken gözlerini açtığında kendini beyaz bir odanın beyaz yatağında bulmuştu.Vücudunun birkaç yerindeki sargıları çözüp yatağının üzerine gelişigüzel bıraktıktan sonra ağzı yırtılırcasına esnedi. Bu sabah Daisuke’nin odasına uğramalı ve onu uyandırmalıydı. Bir türlü erken kalkmayı beceremezdi. Yırtık kıyafetinden, aynadaki yaralı görünüşünden aklını cezp edecek hiçbir görüntü gelmemişti henüz. Uyku sersemi bir şekilde gözlerini ovuşturarak Daisuke’nin odasına gitti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;“Daisuke kalk haydi! Neredeyse öğlen olmuş, bugün Dünya’ya gideceğiz, hiç mi heyecanlanmıyorsun? Daisuke!”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;i&gt;“Ken inkâr ediyor. Sanırım zihni olanları kabul etmek istemiyor ya da sonsuza kadar silindi her şey…” &lt;/i&gt;diye düşünen Mizuki deniz gözleriyle acıyarak Ken’e bakıyordu. Bir taraftan Ken kapıyı yumruklamaya ve “Daisuke!” şeklinde bağırmaya devam ediyordu. Bu kadar çabaladıktan birkaç dakika sonra dayanamayıp kapıyı açtı ve içeri baktı. Yatak hiç kurulmamış, kahvaltı yapılmamıştı. Daisuke yoktu…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ken odanın boş olduğunu gördükten sonra arkasını dönerek Onu izleyen Mizuki’yi gördü ve eğilerek selam verdi. Mizuki bu selama karşılık başını yere eğdi. Bu hareket adeta Ken’in kafasına yıldırım düşürmüştü. Geçen gecenin bütün kareleri bir bir aklına gelmeye başlamıştı. Bütün şokları tekrar yaşamaya başlayınca gözlerinden yaşlar şiddetle akmaya başladı. Bunu izleyen Mizuki’nin de gözleri yaşarmıştı. Kendini bir şeyler söylemek zorunda hissedince, “acını dağlamak istemesem de söylemek istiyorum… Hana’yı geri getiremeyeceğimiz belli. Daisuke’yi ise kimliğini belirleyemediğimiz biri kaçırdı. Kurtarılmayı bekliyor. Reiatsu’sunu takip ederek onu bulma imkânımız var. Ruhlar Cemiyeti’nde olmadığı kesin gibi, gerçi Rukongai’nin ücra köşelerinde de olabilir… Ama en kuvvetli tahminimiz Huco Mundo olsa dahi Dünya’da olma ihtimalini de gözden kaçırmamak gerek. Dünya’da arama ekipleri dört dönmeye başladılar bile. Ancak Huco Mundo tam bir baş belası. Oraya gitmemiz için geçiş izni gerekecektir... Her ne kadar Yamamato Genryusai’nin bir şinigamiyi feda etmeyi kendine sorun etmeyeceğine inansam da halletmeye çalışırım ama ilk önce senin…” diyordu ki Ken “Daha güçlü olmam lazım.” Diyerek lafı ağzına tıktı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Tam koşarak kadının yanından geçiyordu ki boynundan aldığı darbeyle yere yığıldı. Mizuki’nin tek yaptığı o koşarken kolunu kaldırmak olmuştu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;“Beni dinlesen şaşardım zaten” diyerek hafif bir gülümseme ile Ken’i kaldırıp hızlı adımlarla dördüncü takım binasındaki odasına götürüp yatırdı. Odanın da kilitli kalmasını emretti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Aradan bir buçuk gün geçmişti. Ken yeniden uyanmıştı. Bu defa her şeyi hatırlıyordu. Daisuke’yi kurtarmalıydı. Bu yüzden daha güçlü olmalıydı. Herkesten, her şeyden daha güçlü… &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Mizuki yine odadaydı. Hüzünlü hüzünlü yere bakıyordu. Ken neden burada olduğunu ve niye üzgün olduğunu sorunca anlatmaya başladı, “izin için başvuru yaptım. Fakat kabul edilmedi. Hueco Mundo’ya geçiş yasak.”.Ken ilk önce sırıttı sonra yavaşça kalkıp yüzünü yıkadı. “Böyle bir karar çıkacağını tahmin etmeliydim. Madem gitmeme izin vermiyorlar, öyle olsun…” dedi ve hızlıca kılıcına uzandı. Kılıcın durduğu masanın kenarındaki pencerenin kilidini kırıp odadan kaçtı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-indent: 27pt; font-family: verdana;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Kadın sıkılgan bir tavırla pencereden atladı. Kısa süre içinde Ken’e ulaşıp tekmeyi bastı. Ken, yaraları tam iyileşmediği için iyi koşamıyordu ama Mizuki zaten çok hızlıydı. Ağaca çarparak duran Ken kılıcını çekti ve &lt;i style=""&gt;“Kazoeru: Suugaku!”&lt;/i&gt;diye emretti kılıcına. Kılıcın etrafında hava dalgaları dönmeye başlamıştı. Mizuki sakince kılcının çekti ve birden Ken’in arkasında belirdi. Kılıcı elinde döndürerek Kene saplayacaktı ki ona doğru gelen bir hava dalgası yüzünden kaçmak zorunda kaldı. Arkasına çarpan kendi saldırısı yüzünden Ken yere yığılmıştı. Mizuki Ken’in yanına gelip mavi saçlarından tuttu ve yüzüne bakmasını sağladı. Mizuki, “Hueco Mundo’ya gidebilmen için beni geçmen gerek! Her gün daha da güçlenip benimle dövüş. Beni geçmeden hiçbir yere gidemezsin!” dedi. Ken patlamış dudağıyla, “Bu beni eğiteceksin demek mi oluyor?” diyene kadar Mizuki çoktan kaybolmuştu. Ken bunu evet olarak kabul etti ve kendini yere bıraktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3489268498403876074-2960218970144918843?l=birbleachhikayesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/feeds/2960218970144918843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/08/ruhlar-cemiyetinde.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/2960218970144918843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/2960218970144918843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/08/ruhlar-cemiyetinde.html' title='2. Kısım - Ruhlar Cemiyeti&apos;nde'/><author><name>Çekirdek Çeviri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09626378502580523141</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_NjFECbN9OuE/TTBkh8rG2EI/AAAAAAAAADE/CEElx-uQFtU/S220/164121_10150159164128448_182576113447_8406042_8037882_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3489268498403876074.post-6341924291197527746</id><published>2009-08-13T03:39:00.000-07:00</published><updated>2009-08-21T02:01:46.775-07:00</updated><title type='text'>1. Kısım - Başlangıç</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: rgb(0, 0, 0); font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;font-family:'Segoe UI Light';font-size:16px;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;10.Takımda öğreniminin son aşamasında olanlar için hollow avı başlamak üzereydi. Ken hazırlıklarını tamamlamış, kılıcını kınına koymuştu. Yeni görev için şihakusyou’sunu (şinigami kıyafeti) üstüne geçirmiş ve yola koyulmuştu. Herkes Dünya’ya açılan kapının önünde toplanmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana, Daisuke, Ken sıkı arkadaşlardı.Üçerli takımlar oluşturduklarında&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;elbette&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;beraber olmalılardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ken kahvaltı yapmadığını söylerken Hana sürekli çok yediğini ama bir türlü kilo ala&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;madığını söyleyip duruyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana güzel bir kızdı ama savaşırken kimseyi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tanımazdı. Potansiyel bir erkek Fatma’ydı yani. Her zaman yapılan işin önünden gitmeyi çok severdi…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Haaaanaaaaaaaa!” diye bağırmıştı Daisuke onuncu takım binasındaki yatak odasından büyük bir feveranla. Birkaç kişi kendi odalarından başlarını çıkarıp birinin bir yeri falan mı koptu diye bakmışlar sonra yeniden işlerine koyulmuşlardı. Daisuke ise Hana tarafından dekore edilmiş odasına, kapının girişinde kalakalmış, ağzı bir karış açık bakıyordu. İngilizce altyazılı Japonca bir animede olsaydı şimdiye çoktan altta “what the hell!” yazısı geçmişti. Hana hemen karşıdaki kapıdan çıkıp yüzünde ışıl ışıl bir gülümsemeyle sekerek geldi ve Daisuke’ye hiç aldırmadan sanat eserine bakmaya koyuldu. Bir yandan da “ellerime sağlık, harika olmuş” gibisinden bir şeyler mırıldanıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Daisuke tartışmayla bir yere varamayacağını fark ettiğinde yatağının üzerine asılmış pembe tül gibi çadırı sökmeye başlamıştı bile. Ama daha tek bir ipini bile çözemeden Hana’nın yumruğunu kafasına yemişti. Hana yumruğunu göstererek tuhaf bir şekilde sırıtıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kafasındaki şişliği ovuştururken kapıda Ken’i gördü. Ken… Nasıl deniiir… Parlıyordu sanki. “Yerinde olsam bulaşmak istemezdim Sukii…” dedi kendi şişliğini göstererek. Anlaşılan o ki Ken’in spiral testereyi andıran saçları Hana’nın boca ettiği bir litre briyantinle kaymak gibi olmuştu adeta. Hana, kolları ikisinin de omuzlarında korkutucu bir şekilde gülümserken “Süperiz!” demişti…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana’nın her şeye hâkim olma&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;huyu sinir boz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ucuydu ama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ken ve Daisuke birlikte çalışmayı biliyorlardı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;… Kısmen. Ken bunu hatırlayıp Hana’ya,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ğer üçümüz takım olduysak beraber çalışacağız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kimse başına buyruk hare&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;…-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;” derken Hana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Haklısın Ken-çan eğer takım olduysak senin de dediğin gibi benim önderliğimde savaşmalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;güçlünüz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;benim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;” diye atıldı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;o dehşet verici gülümsemesiyle&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Daisuke hafifçe sırıt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ırken&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sırtından yükselen ürpermeye engel olamadı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu küçük tartışma çok net bir şekilde bit&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;mişti.N&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e Ken ne de Daisuke amaçladıkları cümleleri Hana’ya söyleyememişti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ken daha önce birkaç kere gittiyse de Daisuke ve Hana ilk defa Dünya’ya ayak basacaklardı. Bunu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;heyecanı içinde yavaş yavaş ilerlerken önden giden Ken siyah saçlarını kaşımakla meşguldü. Hiç arkasına bakmadan gö&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;z kamaştırıcı ışığın içinden geçmek için ilk adımını attı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yatay ve dikey&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kapı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bir erotik mağazanın üzerinde açılmaya başlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Civardaki hiç kimse bu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tuhaf giyimli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;hilkat garibelerini göremeyeceklerdi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Nihayet yeryüzüne inmişl&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Etraf şimdilik sessiz sedasızdı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“kısmen”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;aysız gecede&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hollowların yaydıkları ruh gücü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ciğerlerde bir yumru gibi hissediliyordu. “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pekâlâ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;” dedi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Teğmen Matsumoto mahrem yerleri sokak lambasının ışığında küçük birer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“kısmi”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ay gibi parıl parıl parlarken.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Teğmen,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;a&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ğzından salyalar akan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kısa boylu bir şinigami&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nin kafasına dirseğiyle vurarak devam etti, “takımınızla birlikte mümkün olduğunca çok hollow kesmeye çalışın. Unutmayın onları maskelerinden kesmelisiniz. Sakın ölmeyin. Gerekli gördüğümüz yerde yardım edeceğiz. Dağılın!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Herkes çil yavrusu gibi sahanın dört bir yanına dağıldı. Hollow&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lar yüksek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ruh gücünü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;hissedince saklandıkları yerlerden çıkarlardı zaten.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ken, Hana ve Daisuke&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;şehrin batısına doğru koşmaya başlamışlardı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir süre sonra büyük bir parkın önünde durdular. Servi ağaçlarının rüzgârda sallanırken çıkardığı o hışırtıdan başka bir şey yoktu, şimdilik. Birden salıncak durduk yere sallanmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Karanlık, bulutumsu bir şey belirdi. İçinden kurt suratını andıran maskesi ve uzun dişleriyle kendilerinin dört beş katı büyüklüğünde bir hollow çıkmıştı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Daisuke&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;karşısında böyle bir yaratık görünce&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;biraz tedirgin olsa da ilk kılıcını çeken ve saldıran o oldu. Ken Daisuke’den emindi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adam bağırarak kendin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;i gaza getirmişti. Hollowun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yumruğundan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kaçmak için&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yandaki bir ağacın dalına zıpladı. Bu esnada Hana da Ken’e “etrafından dolaş” manasına bir işaret yaptı ve&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kendisi kılıcını havaya kaldırarak saldırdı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana’nın kılıç darbesi daha ulaşmadan yaratık kuyruğuyla kıza vurarak onu savuşturdu. Daisuke bu esna&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da bir açıklık bulmuş ve k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lıcını&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eli ayağına dolaşarak şöyle bir sallamıştı. Bu vuruş hollowu öldürmek için yeterli değildi tabii ki. “Muhtemelen akupunktur gibi bir şey hissetmiştir” diye düşündü Daisuke. Ken, Daisuke hollowun dikkatini başka yöne çektiği için şanslıydı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Yaratığın havaya kalkan kolunu cart diye kesip asfaltı kana bulamıştı. Hollow çıldırmış gibi bağırmaya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ağzından salyalar a&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kıtmaya başlarken kesilen kolun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yerinden çıkan vantuzumsu uzantılar kesik kolu yeniden vücuda bağladı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana bu manzarayı görünce, gözleri iri iri açılarak “imkânsız…” diyebildi. Hollow&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ağzını açtı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;durumu fark edip&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kılıcını yere sapladı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;elini kaldırdı ve sözleri okumaya başladı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Un ufak ol, sen Rondanini’nin kara köpeği. Kendine korkuyla bak ve kendi gırtlağını pençele!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hollow&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;demin kolundan çıkan uzantıların aynısını&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;şimdi ağzından çıkartarak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana’ya kırbaç gibi salladı. Hana birkaç adım ge&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;riledi ve büyüyü tamamladı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“bakudo no 09: geki(Vuruş)”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kırmızı bir ışık çaktı ve hollow olduğu yerde anırarak durdu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Bu şekerlerin tadı neden böyle salyangoz tadı gibi anlamıyorum!” diye söyleniyordu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;elindeki çubuk şekeri çöpe fırlatarak. Ken ve Daisuke’yle birlikte onuncu takımın geniş avlusundaki minik göletin yanında oturuyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Salyangoz yediğini bilmiyordum” diye lafı yapıştırdı Ken muzır bir sırıtışla. “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sadece tahmin ettim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;d&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;iye geveledi Hana saçlarının örgüsünü kurcalayarak. “Kıvırıyorsun! Basbayağı yemişsin işte. Anlat bakalım nasıl oldu bu iş?”  diye üsteledi Ken.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Daisuke göldeki dalgaları izliyordu. Bir ara konuşmaya katılmayı düşünmüş ama sonra vazgeçmişti. Eğer Hana gerçekten salyangoz yemişse bunu bilmek istemeyeceğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;i düşündü. Nitekim Hana ve Ken&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kavga etmeye başlamışlardı bile. Daisuke umursamazca gülümseyip dalgaları seyretmeye devam etti. Huzurlu bir tabloydu bu. “Acaba gelecekte neler olacak?” diye düşündü Daisuke ruhunun derinliklerinden. Uzun bir yaşam vardı önlerinde daha.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Fiyuh..” diye uzun bir nefes verdi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kılıcını sapladığı yerden çekerek. Daisuke ve Ken beşer metre kadar uzaktaydılar. Hana bağlamanın etkisiyle hareketsiz kalmış hollowa yaklaştı. Hollow kuyruğuna basılmış eşek gibi anırıyor ama hareket edemiyordu. “Uyuzlanma lan, hareket edemezsin işte!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hollow gözlerini kısarak Hana’ya baktı, “şinigami…!” dedi hırıltılı bir sesle. Hana kılıcını&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kesmek için&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kaldırmıştı. Kafasını hafifçe çevirip kendisine seslenen hollowa baktı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Sadece şaka yapıyordum!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Birkaç şey birden hızlıca olu verdi. Hollowun ağzından fırlayan birkaç dokunaç kızı delip geçmişti. Sahne bir an dondu sanki. Hana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;’nın&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ağzından ve dokunaçların geçtiği yerlerden oluk oluk kan akıyordu. Gözleri ferini yitirmişti. Kılıcı elinden yavaşça kayıp yere bir takırtıyla düştü.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sanki birisi görünmez bir düğmeyle dünyanın sesini kısmıştı. Hana yavaşça bulanıklaşan gözleriyle Ken ve Daisuke’nin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ona doğru koşuşunu her şey kararırken seçmeyi başarabilmişti..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Yooo!!” diye fırlamışlardı Ken ve Daisuke yerlerinden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Suratları ıslak mıydı yoksa..?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Haklısın Ken-çan eğer takım olduysak senin de dediğin gibi benim önderliğimde savaşmalıyız. En güçlünüz benim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Bir türlü kilo alamıyorum. Sizce bu ceza falan mı?”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Bugün Daisuke ile kidou çalıştık. Bu işte de çok iyiyim. Sanırım gelecekte hepinizi yenip kaptan olacağım. Hahahaha!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu şekerlerin tadı neden böyle salyangoz tadı gibi anlamıyorum!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;S&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;üperiz!”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hana her zaman neşeliydi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;K&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;endini çok beğense de arkadaşları uğruna yapmayacağı şey de yoktu. En önemlisi de Hana&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;onların&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dostuydu…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İkisi de gümbürtüyle asfalt zemine düştü. Hollow’un kahkahasını duyabiliyorlardı. Ken lanet okuyarak ayağa kalktı ama Daisuke kalkmamıştı. “Düşerken kafasını vurmuş olmalı” diye düşündü Ken işin kendine kaldığını fark ederek. “Böyle olmamalıydı!” diye söyleniyordu kendi kendine.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Şinigami, ağlamaz!” dedi hollow kahkaha atarak ve olanca gücüyle Ken’e doğru fırladı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Hadou no 01 Shou (Darbe)”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;diye bağırdı Ken parmağıyla Daisuke’yi işaret ederek. Daisuke parktaki çimenlere doğru sürüklendi, böylece yarı baygın bir halde savaş alanında ölme tehli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kesinden de kısmen kurtulmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ken hollow’la dövüşüyor sayılmazdı zira yaratığın tek yaptığı iş dokunaçlarını uzaktan göndermekti. Ken, kendileriyle dalga geçildiğinin pekâlâ farkındaydı… Yapamıyordu, olmuyordu. Tüm gücü çekilip gitmiş gibiydi sanki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Ölmeye hazırlan şiniga-” derken kalakalmıştı hollow. Sonra yavaş yavaş maskesi ortadan çatladı ve paramparça oldu. “Nasıl?!” diye sormuşlardı hem Ken hem hollow. Ama hollow gerçeği öğrenemeden toz olup havaya karıştı. Ken yere saplanan altın rengi bir kılıç görünce durumu kavradı. Onuncu takım kaptanının şikai’iydi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaptan kılıcının altın renginde bir sürü kopyasını oluşturup istediği&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yere fırlatabiliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Daha en başından bunun kendi seviyelerinde bir eğitim olmadığı belliydi zaten. Nasıl olmuşsa bir yanlışlık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;vardı bu işte&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Etraftan şinigamilerin çığlıkları yükseliyordu çünkü. Hepsinin başı belada olmalıydı. Ama kaptanın tekniğinin hepsinin icabına bakacağından emindi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kalkıp Daisuke’yi uyandırdı. Hana’nın artık hareket etmeyen bedeninin yanına gittiler. İkisi de kendilerini tutmanın ne kadar mantıksız olacağını biliyordu. Yağmur yağmaya başlarken&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;gözyaşları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da akmaya başlamıştı…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3489268498403876074-6341924291197527746?l=birbleachhikayesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/feeds/6341924291197527746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/08/baslangc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/6341924291197527746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3489268498403876074/posts/default/6341924291197527746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://birbleachhikayesi.blogspot.com/2009/08/baslangc.html' title='1. Kısım - Başlangıç'/><author><name>Çekirdek Çeviri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09626378502580523141</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_NjFECbN9OuE/TTBkh8rG2EI/AAAAAAAAADE/CEElx-uQFtU/S220/164121_10150159164128448_182576113447_8406042_8037882_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
